Rönesans tablosundaki şaşırtan ayrıntı: ‘Yarasa davranışı’ 400 yıl önce resmedilmiş olabilir

Haber gorseli

Bilim dünyasını şaşırtan yeni bir araştırma, sanat ile bilimi bir araya getirdi. İspanyol araştırmacılar, Flaman ressam Jan Brueghel the Elder‘ın 1611 yılında yaptığı Air (Hava) adlı tabloda, büyük gece yarasasının (Nyctalus lasiopterus) havada bir ötücü kuşu avlarken resmedildiğini tespit etti. Oysa bilim insanları bu avlanma davranışını ancak geçtiğimiz yıl doğrudan gözlemleyip kayıt altına alabilmişti.

400 YILLIK TABLODA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI

Araştırma, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlandı. Çalışmada, tabloda yer alan 60’tan fazla uçan canlı türü tek tek incelendi.

Eserin sağ üst köşesinde görülen büyük yarasanın; kızıl kahverengi tüyleri, yuvarlak kulakları ve uzun kanat yapısıyla büyük gece yarasasına benzediği belirtildi. Araştırmacılar, yarasanın ağzında ise küçük bir ötücü kuş bulunduğunu ifade etti.

BİLİM İNSANLARI BU DAVRANIŞI YENİ BELGELEDİ

Büyük gece yarasasının uçuş halindeki ötücü kuşları avladığı uzun yıllardır tahmin edilse de bu davranış ilk kez geçtiğimiz sonbaharda doğrudan gözlemlendi.

Araştırmalar, 2000’li yılların başından itibaren yarasa dışkılarında çok sayıda ötücü kuşa ait tüy kalıntıları bulunduğunu ortaya koymuştu. İncelenen örneklerde 31 farklı ötücü kuş türüne ait tüyler tespit edilirken, bunun yarasaların kuşlarla beslendiğine işaret ettiği düşünülüyordu.

SANAT ESERLERİ BİLİMSEL İPUÇLARI TAŞIYABİLİR

Çalışmanın yazarlarından, İspanya’daki Doñana Biyoloji İstasyonu’nda görev yapan ekolojist Pedro Romero-Vidal, tarihi tabloların geçmişteki ekolojik yaşam hakkında önemli bilgiler sunduğunu söyledi.

Romero-Vidal, hayvanların tarihi resimlerde nasıl tasvir edildiğini inceleyen bir proje kapsamında bu ayrıntıyı fark ettiğini belirterek, daha önce incelediği yüzlerce eserde benzer bir sahneyle karşılaşmadığını ifade etti.

RESSAMIN GÖZLEMİ GERÇEĞİ YANSITIYOR OLABİLİR

Tablonun ressamı Jan Brueghel the Elder, Belçika’nın Brüksel kentinde doğmasına rağmen yaşamının bir bölümünde İtalya’yı ziyaret etmişti. Büyük gece yarasalarının yaşadığı bölgelerde bulunan ressamın, bu avlanma davranışını doğrudan gözlemlemiş ya da dönemin doğa gözlemcilerinden öğrenmiş olabileceği değerlendiriliyor.

Araştırmacılar, sanatçıların zaman zaman sanatsal yorumlar kattığını kabul etmekle birlikte, eserlerde yer alan birçok ayrıntının gerçek doğa gözlemlerine dayandığını vurguluyor.

SANAT İLE BİLİM AYNI NOKTADA BULUŞUYOR

Uzmanlara göre bu keşif, tarihi sanat eserlerinin yalnızca kültürel miras olmadığını, aynı zamanda biyoloji ve ekoloji araştırmaları için de önemli bir bilgi kaynağı olabileceğini gösteriyor.

Araştırmacılar, eski tabloların geçmişte yaşamış hayvan türleri, davranışları ve ekosistemleri hakkında modern bilime yeni ipuçları sunabileceğini belirterek, sanat ile bilimin birbirini tamamlayan iki önemli alan olduğuna dikkat çekiyor.

yok

Author: Onur Koç